Haber Özeti: Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Ramazan ayı dolayısıyla hazırlattığı yardım kolilerine kendi portresini ekleyip bu anları videoya çekerek paylaşınca, kamuoyunda ‘gösterişçi hayırseverlik’ suçlamalarıyla karşı karşıya kaldı.
SİYASETTE YARDIMIN REKLAMI OLUR MU?
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, Ramazan ayı kapsamında yürüttüğü insani yardım faaliyetini, üzerinde kendi fotoğrafının bulunduğu kolilerle gerçekleştirdi. Dağıtım sürecine dair hazırlanan videoların dijital mecralarda dolaşıma girmesi, ‘sağ elin verdiğini sol el görmemeli’ ilkesine aykırı bulunduğu gerekçesiyle geniş bir kesimin tepkisini topladı.
Türkiye’de siyasi figürlerin kamuoyu nezdinde puan toplamak amacıyla yardımları birer propaganda aracına dönüştürmesi, dijital çağda daha sert eleştirilerle karşılanıyor. Veli Ağbaba‘nın hazırlattığı paketlerdeki görsel tercih, sosyal medyada ‘iyiliğin gizliliği’ ve ‘insan onuru’ kavramları üzerinden sorgulandı. Vatandaşlar, yardıma muhtaç kişilerin deşifre edilmesinin etik sınırları aştığını vurgulayarak, siyasetçilerin bu tür hassas konularda daha dikkatli olması gerektiğini dile getirdi.
GEÇMİŞTEN BUGÜNE YARDIM ETİĞİ TARTIŞMALARI
Siyasi partilerin yardım faaliyetleri, özellikle seçim dönemlerine yaklaşıldığında veya dini bayramlarda sık sık tartışma konusu oluyor. Geçtiğimiz yıllarda hem yerel yönetimler hem de milletvekili düzeyinde benzer ‘fotoğraflı koli’ vakaları yaşanmış ve bu durum Yüksek Seçim Kurulu (YSK) ile etik kurulların gündemine taşınmıştı. 2026 yılı Türkiye’sinde seçmen, yapılan hizmetin reklamından ziyade samimiyetine odaklanıyor.
Vatandaşların yorumlarında dikkat çeken en önemli nokta, ‘iktidar veya muhalefet fark etmeksizin’ bu tür popülist yaklaşımların reddedilmesi oldu. ‘Bir kerede hayır için yapılan işi gösterme uğraşında olunmasa’ şeklindeki ifadeler, toplumun siyasi reklamcılığa karşı duyduğu genel doygunluğu yansıtıyor. Uzmanlar, yardım kolilerindeki kişisel markalamanın, yardımın asıl amacını gölgelediğini ve siyasi bir yatırıma dönüştüğünü ifade ediyor.
VATANDAŞ BU DURUMDAN NASIL ETKİLENİYOR?
Sosyal medya platformlarında paylaşılan görüntülerde, yardım alan bireylerin mahremiyetinin ne derece korunduğu en büyük merak konusu haline geldi. Dijital ayak izinin silinmediği bir dünyada, bir yardım paketiyle fotoğraf karesine giren ihtiyaç sahiplerinin ileride bu durumdan rahatsızlık duyabileceği uyarısı yapılıyor. Veli Ağbaba cephesinden gelen videolar, yardımın kendisinden çok dağıtıcının ön planda olduğu bir imaj çiziyor.
Bu gelişme, toplumdaki sosyal adalet ve yardımlaşma bilincinin siyasi figürler tarafından nasıl algılandığını da ortaya koyuyor. Halk, yardımın ‘sessizce’ ve ‘insan onurunu kırmadan’ yapılmasını talep ederken, siyasetçilerin görsel odaklı iletişim stratejileri bu beklentiyle çatışıyor. Gelecekte bu tarz olayların, siyasi partilerin ‘etik kodları’ içerisinde daha katı kurallara bağlanması bekleniyor.
Türkiye Siyasetinde Yardım Kültürü ve Bağlam
Türkiye’de sosyal yardımlar, tarihsel olarak vakıf kültürüyle harmanlanmış bir gizlilik esasına dayanır. Ancak modern iletişim stratejileri, ‘görünür olmayan hizmetin karşılık bulmayacağı’ yanılgısıyla bu geleneği aşındırıyor. CHP Milletvekili Veli Ağbaba‘nın Malatya ve Ankara hattındaki siyasi faaliyetlerinde bu tarz bir yöntemi seçmesi, geleneksel değerlerle modern PR çalışmalarının çatışmasına tipik bir örnek teşkil ediyor.
Birçok siyaset bilimci ve etik uzmanı, yardım paketlerinin üzerine isim veya fotoğraf basılmasının, yardımı alan kişide bir ‘borçluluk’ hissi yaratmayı hedeflediğini belirtiyor. Veli Ağbaba‘nın daha önce yaptığı açıklamalarda halkla iç içe olma vurgusu yapmasına rağmen, bu son hamlenin halk nezdinde ‘mesafeli ve reklamcı’ bir tutum olarak algılanması, siyasi iletişimdeki strateji hatalarının bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

